![]() |
|
Spaces home ˙·٠•●●•٠·˙*¨`*:•.ARZU.•:...PhotosProfileFriendsMore ![]() | ![]() |
˙·٠•●●•٠·˙*¨`*:•.ARZU.•:*¨`*˙·٠•●●•٠·˙
April 09 ********************
BAKALIM ŞUANDA SAYFAMIZI KAÇ KİŞİ GEZİYORRR
09.12.2005 TARİHİNDE EKLENMİŞTİR.
Sen rüyalara inanır mısın?
Anlatabilir misin hiç gitmediğin bir ormanı ?
Uyku tutmayan gecelerde hayal kurar mısın?
Sonra o hayallerin peşinden koşar mısın?
Karanlığı ya da aydınlığı tarif edebilir misin ?
Hatırlayabilir misin her gözyaşının sebebini? Kimsesizliğe katlanabilir
misin ?
Sebepsizce sevdiğini arayıp "canımsın" der misin?
Yağmurda umarsızca ıslanır mısın?
Ve inanır mısın her yağmurdan sonraki gökkuşağına?
Bilir misin unutmayı ya da hiç aklında yokken hatırlamayı? Sahi sen
"AŞK" a inanır mısın? Şiir tadında yaşamak, duyguların dillenişine şahit olmak, sevginin,
aşkın dizelerden, sözlerden uzanıp yüreğinize dokunduğunu hissetmek ve
hislerinizde yalnız olmadığınızı anlamak adına... Not : Sayfamda yazdıgım yazı ve şiirlerim tamamen hayal ürünü olup hiç kimseye hitafen yazılmamıştır!... Taklit etmek takdir etmenin göstergesidir... Sayfamı kopyalayıp kendi spaces sayfalarında yayınlayan herkeze teşekkür ederim...
4 de 4 ve Önüm, Arkam, Sağım, Solum Sobeee... January 11 *****
Bembeyaz bir gemiyim ben; İsli güvertem kirli… Ne pusulam çalışıyor, Ne de rotam belirli… Dört bir yanımda yalancı orkinoslar Dört yanım tuz Dört yanım hüzün… Yosun kokun kaplamış ıslak gövdemi …ve yeni doğmuş ay gibi yansımış denizime Bir yakamoz edasıyla yüzün…
Yeni bir hayata, atlamak isteyip de kıyısında dolaşanlar için, kamburken dik durmaya çalışanlar için, sıkıp sıkılanlar,sıkanlar için, isteyip gidemeyenler yapamama korkaklıgında olanlar için, fena şeyler düşünüp korkmayanlar için, takmayanlar için, küçük harfleri sevenler için, büyük sözler söylemek değil, hayata dair bir deepnot düşmektir hayat... Arzu Eski zamanlarda Hint Imparatoru, satranc oyununu yaninda bir mektup ile hediye olarak Pers İmparatoruna gondermistir. Mektubunda oyunla ilgili hic bir aciklama yapmazken soyle bir mesaj yazmistir; "Kim daha cok dusunuyor , Kim daha iyi biliyor, Kim daha ileriyi goruyorsa O kazanir. Iste hayat budur..." Pers Imparatoru donemin en alim veziri olan Buzur Mehir ile bu mesaji paylasarak, ondan oyunu cozmesi ve kendisinin de karsilik olarak Hint Imparatoruna hediye edilmek uzere baska bir oyun icat etmesini ister. Vezir haftalarca calistiktan sonra gonderilen satrancin her tas hareketini ve oyunu cozer daha sonra da on gunde tavlayi icad eder ve imparatora sunar. Pers imparatorunun basveziri Buzur Mehir tarafindan 1400 yil once tasarlanan tavla oyunu; dunyanin en populer oyunlarindan biridir. Zaman kavramindan alinan ilhamla tasarlanan oyunun zamana boylesine direnmesi son derece etkileyici. Senenin birligi olarak tavla bir tanedir. 4 kosesi 4 mevsimi, tavlanin icindeki karsilikli 6'sar hane 12 ayi, pullarin toplami ayin 30 gununu, siyah-beyaz pullar gece ve gunduzu, karsilikli 12'ser hane gunun 24 saatini simgeler .. Hint Imparatoruna satranca karşılık olmak üzere tasarlanan tavla oyunuyla birlikte gonderilmek uzere soyle bir mesaj hazirlanir : "Evet, Kim daha cok dusunuyor, Kim daha iyi biliyor, Kim daha ileriyi goruyorsa O kazanir. AMA BIRAZ DA SANS GEREKİR. Iste hayat budur..." SANS SiZDEN YANA OLSUN
Kin beslemedim kimseye, kimseye karşı müthiş bir hayranlık duyup kendimi parçalamadım... kıskanmadım kimsenin cebindeki parayı, üstündeki urbayı, kafasındaki bilgiyi ve özümsediği kişiliğini... kıskançlığım "seven insan kıskanır" sözünden hareketle sadece sevdiklerimedir...
Son zamanlarda yaşadıgım olaylar bana bu yazıyı bir kez daha hatırlattı ne güzel yazmış CAN YÜCEL sahiplenmeyeceksin diye... "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin.. . Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak... Can YÜCEL July 25 *****Bilmemek. Sadeleştiriyim derken içinden çıkamıyorsan birşeylerin, Vücuduna ara sıra giren kramp şeklinde seni sersemleştiren duygular varsa, Alıp başını gitmek ne kelime vuramıyorsan bile onu duvarlara, Ya da başkasına acı çektirmek isterken beceremiyor çuvaldızı en dipten hep ama hep kendine saplıyorsan, Sen gözlerini kaçırmak istemesen de gözlerin senden dahi kaçıyorsa, Diline gelen geri midene iniyorsa, Yutkunurken kelimeler boğazına batıyorsa, İnceden "geçen vakti" kafaya taktıysan, Ya da "geleceğe yolculuk" turlarında en önde yer ayırttıysan, Her gece başını yastığa koyduğunda aniden kalkıyorsan, Aklın fikrin durmadan firarda, Ayakların sebepsiz yere havadaysa, Bir de üstüne olup olmadık anda gereksiz yere gelen sinir krizlerin varsa.......... Ne yapılması gerektiğini bilmiyorum :) Tüm bu durumlar mevcutsa o insana ne olur onu da bilmiyorum!! Hiç birşey bilmeden ya da bilmek istemeden, öyle işte, bilsem ne olacak ki dedikçe ye dur kendini!!!! Aslında şu da var; herkes o kadar çok bilmiş ki ben bilmeye lüzum görmüyorum, evet, böyle yaşanabiliyor!!!!!!!!! Burukluklara dokunursak, eşelersek biraz daha biraz daha deyip dişimizi sıkarak, volkan misali patlıyoruz çünkü
sonunda... | ||||||||